Hemşirelikte Empatinin Farklı Bir Boyutu

Hemşirenin hastaya ve kendi ailesine olan empatik yaklaşımını ele alacağımız bu makalede hastaya gösterilebildiği sabır, hoşgörü ve empatik yaklaşımını kendi ailesine de gösterebiliyor mu?

18 Mart 2017 Cumartesi 15:02
Hemşirelikte Empatinin Farklı Bir Boyutu

Hemşirelik mesleğinin temel ilgi alanı, insan varlığını bir bütün olarak ele alabilmek ve onu tüm yönleriyle tanımlayabilmektir. Bireyin ailesi ve çevresi ile bir bütün olduğu düşünülünce hemşirelik, yalnızca bireyin değil aynı zamanda toplumun sağlığını geliştirme, koruma ve iyileştirme işlevlerini de yerine getiren, dinamik bir süreç olarak karşımıza çıkmaktadır. Hemşirelik bir yardım etme disiplinidir.

Başkaları tarafından anlaşılmak temel insan gereksinimlerinden biridir ve bu anlayış, kurulan kişilerarası ilişkilerin de temelini oluşturmaktadır. Bunun için kişinin duygularını, düşüncelerini, gereksinimlerini ifade etmesini kolaylaştıran, iletişimi açık tutan teknikler kullanılmalıdır.

Yoğun iş ortamında çalışan hemşireler gün içerisinde fazlasıyla hastasına ulaşmak, bakımını sağlamak ve empatik kanallar çerçevesinde hastasının yaşamında yardımcı olmak konumundadır. Hemşirenin, bakım verdiği hastaya yardım edebilmek için öncelikle ona ulaşması, değer vermesi, onu anlamaya çalışması, onunla ilgilenmesi, farkına varması ve güvenmesi önemlidir.

Hemşire ancak iletişim bilgi ve becerisiyle bakım verdiği hastasına ulaşabilir. Öte yandan gün içinde bunu sağlarken tükenen enerjisiyle ev içerisindeki kadın olma, eş ve ebeveynlik rollerinin devamlılığını da sağlamak zorundadır. Bunu sağlamaya çalışırken ailesine daha az zaman ayırabilmekte ve çocuklarıyla daha az iletişim kurabilmektedir. Nitekim aile üyelerinin birbirleriyle yeterince etkili iletişim kuramamaları, karşısındaki kişinin duygularını ve neden böyle bir tepki verdiğini anlayamamasına sebep olmaktadır.

İle­tişim, iki kişinin duygu, düşünce ve bilgilerini pay­laşarak birbirini anlamasını içeren çok kanallı bir süreçtir. Bu nedenle iletişim, kişisel bir yetenek değil, öğrenilen bir dizi teknik olduğu için yaşamsal bir öneme sahiptir. İletişim tekniği, kişisel kavram, kişisel güven ve kişilikle yakından ilişkilidir.

Kuru­lan iletişimde söylenilen söz kadar nasıl söylenildi­ği önemli bir yer tuttuğu için özellikle tutum ve duyguların anlaşılmasına odaklanmalıdır. Kişi etkili iletişim becerilerini kullandığında kişinin kendi bakış açısını ve duygularını anlamak mümkün olabilir. Kişinin tutum ve duygularının yanlış anlaşılması etkili iletişimi engelleyen bir durumdur.

Bireyin içinde doğduğu, büyüdüğü ortamın özellikleri ile çevresindeki kişilerle kurduğu ilişkiler ve geçirdiği yaşantılar çeşitli yönlerden gelişimini etkilemektedir. Olumlu çevre koşulları bireyin gelişimini olumlu yönde desteklerken, olumsuz çevre koşuları bireyin gelişimini birçok yönden engelleyebilmektedir. Bireyin yakın çevresi ile olan ilişkiler onun dünyayı ve kendisini algılamasını biçimlendirmektedir.

Kişilik özelliklerine bağlı olarak bazı çocuklar, kendilik algılarında gelişim yaşarken aynı zamanda da bireysel farklılıklar da yaşarlar. Bu olumsuz duyguların oluşumunu engellemenin temelinde kişilerarası ilişkinin sağlıklı, güven ve anlayışa dayalı empatik bir anlayış içeren etkili iletişim becerisi yatmaktadır. Anne ve babaların çocuklarıyla kurdukları etkili iletişim şüphesiz kişilerin karsısındakilerle daha fazla psikolojik paylaşımın yaşandığı, sağlıklı ve uyumlu ilişkilerin kurulup, sürdürüldüğü bir ortamı sağlayacaktır.

Yararlanılan Kaynaklar:
1- Akgün Şahin Z. ve Kardaş Özdemir F. (2015). Hemşirelerin iletişim ve empati beceri düzeylerinin belirlenmesi. G.O.P. Taksim E.A.H, Jaren; 1(1):1-7.
2- Ay FA. 2008. Temel Hemşirelik. Medikal Yayıncılık, İstanbul.
3- Coşkun F. (2011).İç Hastalıkları ve Cerrahi Servislerinde Çalışan Hemşirelerin Empatik Beceri Düzeylerinin Değerlendirilmesi. Yüksek lisans tezi, İstanbul Bilim Üniversitesi, Sağlık Bilimleri Enstitüsü, İstanbul,
4- Doğan ve Ark. (2001). Hastaların öfkeli davranışları karşısında hemşirelerin yaklaşımları. C.Ü. Hemşirelik Yüksekokulu Dergisi, 5 (1): 26-32.
5- Kumcağız  H., Yılmaz M. ve ark. (2011). Hemşirelerin iletişim becerileri: Samsun ili örneği. Dicle Tıp Dergisi, 38 (1): 49-56.
6- Sezer, Ö. (2010). Ergenlerin kendilik algılarının anne baba tutumları ve bazı faktörlerle ilişkisi. Yüzüncü Yıl Üniversitesi, Eğitim Fakültesi Dergisi, VI1(I); 1-19.                                                 
7- Şahin Oksay A. 2006. “Hemşirelik Bakımının Değerlendirilmesi ile ilgili Bir Çalışma” Doktora Tezi, Marmara Üniversitesi, Sağlık Bilimleri Enstitüsü, İstanbul.
8- Yavuzer  H. (2004). Eğitim ve Gelişim Özellikleriyle: Okul Çağı Çocuğu, 10. Basım, İstanbul: Remzi Kitabevi.

KAYNAK: Hemsire.Com Nurten ARSLAN - n.arslan@hemsire.com

Son Güncelleme: 18.03.2017 18:09
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
DİKKAT! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen üye'ye aittir. Hemsire.Com yapılan yorumlardan hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.