Bugüne kadar bir çok sağlık kuruluşunu inceleme fırsatı bulan biri olarak. Her kurum ciddi ölçüde hemşire eksikliğiyle karşı karşıya olduğunu gördüm. Bu sorunun cevabını ararken kendime 2 soru sordum;

- Gerçekten ciddi manada hemşire eksikliği var mı? 

- Var olan hemşirelerin aktif çalış(a)maması mı hemşire eksikliğini doğuruyor?

Bu makalemizde bu 2 soruya cevap arayacağız. Öncelikle 2017 istatistiklerine bakalım;



İstatistiklere bakınca 1000 kişiye düşen hemşire sayısında gelişmekte olan ülkeler arasında ne yazık ki en geride yer almaktayız. Bu fark son 10 yılda gerçekleştirilen sağlıkta reform çalışmaları kapsamında gerçekleştirilen hemşire alımlarıyla kapatılmaya çalışmaktadır.

Ne yazıkki yapılan alımlar yeterli düzeye ulaşmadığı için hemşire ihtiyacını kapatmaya yetmemektedir. Bu durumun sahaya yansıması ise; atanmış hemşire 2 kişinin yapması gereken işi tek başına yapmasına sebep olmaktadır. (Atanamayan hemşire ise yıllarca okumuş olmasına rağmen verdiği emeğin karşılığını işsizlik olarak alıyor. Yani hem atanmış sağlıkçı hemde atanamayan sağlıkçı sıkıntı çekmektedir.)

Yukarıdaki istatistikte 1000 kişiye 1,9 hemşire düştüğü belirtilmiştir ve bu sayının ciddi oranda eksik olduğu görülmektedir. Peki gerçekten 1000 kişiye 1,9 aktif hemşire düşüyor mu?

Hastanede işler 24 saat ve süreklilik esasına göre yürüdüğü için nöbet tutmayan / tutamayan hemşireler PDC'de yer edinmektedir ve kadroyu dolu gösterdiği için yerine başkası atanamamaktadır. Bu kişiler;

1- Gebeler ve süt izninde olanlar.

Zaruretten dolayı olan bu durum hemşire annenin yaklaşık 2 yıl nöbete girememesini sağlamaktadır. Bu kişiler doğru şekilde istihdam edilip mesai olarak hemşire çalışması zaruri olan birimlerde istihdam edilmelidir (Eğitim hemşireliği, Evde sağlık hemşireliği, Kan alma hemşireliği, kalite birimi vb.) Böylelikle o birimlerde nöbet tutabilecek hemşireler nöbete girmesi sağlanacaktır yada 16-08 şeklinde çalışılan kliniklerde gündüz mesaisini doldurmalıdırlar. (Özel sektörde çalışan hemşirelerle devlet kadrolarında çalışan hemşireler arasında süt izni konusunda ciddi adaletsizlikler mevcuttur. Bu adetletsizlikler en aza indirgenip sosyal eşitlik sağlanmalıdır.)

2- Farklı şehirlerde yüksek öğrenim gören hemşireler

Eğitim durumundan dolayı farklı ile geçen hemşire geçici görevle üniveriste okuduğu ile gönderilmektedir ama kadrosu taşınmadığı için kadrosunun olduğu yerde PDC'yi doldurmaktadır ve yerine hemşire atanamamaktadır. Bu durum üniversite olmayan ilçelerde hemşire eksikliğine sebep olmaktadır.

3- Hemşirelerin hemşirelik dışında istihdam edilmesi

Bizim üzerinde durup tüm sebepleriyle derinlemesine ele alacağımız asıl konu budur. Devletin bütçesi kısıtlıdır hemşire ataması yapar yapmaz bunu eleştiririz, kabullenmeyiz ama asıl gücümüze giden nokta; var olan hemşirelerin hemşirelikle alakası olmayan birimlerde çalıştırılmasıdır.

Hemşireler neden hemşirelik dışında istihdam ediliyor?

Hemşirelik severek yapılması gereken bir meslektir çünkü bu mesleği yapıyor olmanın maddi karşılığı hiç bir zaman yoktur. Hastalardan bir dua almak bir güzel söz işitmek paha biçilebilecek bir durum değildir. Eğer ki hemşireliği sevmiyorsak bu işi sadece bir gelir kapısı olarak görürüz ve mesleki doyumu asla yaşayamayız.

Hemşireliği sadece bir gelir kapısı olarak gören hemşire sayısı ne yazık ki azınsanamayacak kadar fazladır. Bu durumda olan hemşireler hemşirelik mesleğinden bir kaçış yolu aramaktadır. Kaçış yolları;
 

  • Formasyon (Öğretmen olurum 3 ay tatilim olur, kafamda rahat olur!)
     
  • Yüksek lisans / Akademik kariyer (Bu kişiler hemşireliği kendileri sevmedikleri için akademik kadroya yerleştikleri taktirde öğrenci hemşireleri de hemşirelikten soğutmaktadırlar, kendi zihniyetlerinde hemşire yetiştirmektedirler. Muhtemelen de projeksiyon öğretmenliğinden öteye geçebileceklerini sanmıyorum.)​


Kaçamayanlar, kaçış yolu bulamayanlar hastanelerde bir çok birimin bulunmasından yararlanıp siyasi ve sendikal bir gücün arkasına sığınarak iş yükü hafif olan mümkünse masa başı bir işe geçmeye çalışmaktadır. Bu hemşirelerin iş yüküde diğer hemşirelerin sırtına yüklenmektedir. Bu gücün arkasına sığınarak pasif işlerde çalışan hemşire sayısı bir çok hastanede %30 ve %40'lara ulaşmaktadır. Buda hemşire eksikliğinin en büyük sebebini oluşturmaktadır. Bu durum mesleğini özveriyle yapan hemşirelerde tükenmişlik sendromuna yol açmaktadır. 

KISACA: Ülkemizde hemşire eksikliği elbette vardır bu inkar edilemez. Bu sorundan daha büyük sorun var olan hemşirelerin siyasi ve sendikal bir gücün arkasına sığınarak pasif çalışmasıdır. Siyasi ve sendikal yetkililer %30'un memnuniyetini kazanırlarken %70'inde gönlünü kırmaktadırlar.
 

Hafize GÜNTAY / h.guntay@hemsire.com
Hemsire.Com Genel Yayın Yönetmeni

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
DİKKAT! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir. Yorumlardan Hemsire.Com sorumlu tutulamaz.